30 Mart 2020
ara

MİDESİNİ NEREDEN BESLİYORSA DÜŞÜNCESİNİ DE ORADAN ALIYOR

16.3.2020

Sorarlar birine “nasıl düşünüyorsun?” diye! Oysa önce “ne yediğini” sormak gerekir. Genel bir kuraldır bu. İstisna olanlar hariç ki istisnalar kaideyi bozmaz. Bir beyefendinin nasıl düşündüğünü anlayabilmeniz için, önce onun nereden beslendiğini sormanız lazım. Nereden besleniyorsa, oradan düşünüyor. Midesini nereden besliyorsa düşüncesini de oradan alıyor. Başka türlü olması mümkün değil.

Yalnızca bir şehirden başka şehre göç etmek değildir Hz. Peygamber’in hicreti… Bir insan tipinden bir başka insan tipine intikaldir. Veraset yoluyla gelmiş, geleneksel kanser dokusu topluluğundan tertemiz nasiyelere sahip bir başka topluma intikal… Bir beze gibi onu kökünden kazımak, onu dışarı atmak, özgür ve farklı bir dünyaya gelmek.

Mekke’de sürüleri olan, tacir ve aristokrat olan kimseler doğal olarak Ebu Süfyan ve Ebu Cehil’in yanında saf alıyorlardı.

Denilir ki oruç, insanlar açlığı hissetsinler, kavrasınlar diye emredildi. Oysa bizim oruç tutan müslümanlarda müşahede ettiğimiz, yılın tüm vitamin eksikliği Ramazan ayında telafi ediliyor. Bu ne biçim açlık? Allah’ı mı kandırıyoruz? Bu dinle alay etmektir.

Neyin orucunu tutar çalışmayan, iş yapmayan bir adam? Anlayamaz ki orucun ne olduğunu! Onun yaptığı bir rejim değişikliğidir.

Biz Müslümanlardan herhangi birimiz, açlığı, susuzluğu, fakirliği, yoksulluğu fark edebilmesi için, din kardeşimiz olan Müslümanın yanına gidebilseydik ve kendisinin bir ömür boyu yaşadığı ve çocuklarını büyüttüğü yerde bir gece yanında yatabilseydik; bir gece çocuklarımızla onların sofrasına gidip beraber oturabilseydik; o zaman açlık nedir, kardeşlik nedir kavrar ve hissederdik.

Yoksa hemen yanı başınızda yaşayan bu insanlarla mesafeyi korursanız ,açlığından tokluğundan haberdar olmazsanız sonra kalkıp din kardeşliğinden söz ederseniz; isterseniz bir yığın ayet söyleyin, ardından şiirlerle süslediğiniz hamasî nutuklar okuyun, onun da ardından hadis söyleyin, sosyolojik konularda tahliller yapın. Bunlar boş söz olmaktan öteye bir şey ifade etmezler. Bunlar konuşma sanatıdır, sosyal gerçeklerle hiçbir ilgisi yoktur.

Bir din, paranın esiri olduğu müddetçe hiçbir şansı olmaz. Hiçbir taklit mercii, hiçbir müftü, hiçbir vaiz ve hiçbir yazar dinin olmadığı sürece onun için çalışmaz. Dayanağını paradan alan bir din, ister istemez paranın savunucusu, koruyucusu olacaktır.

Her zaman tevhidî dünya görüşünü, Allah’ı, Peygamber’i, ilim ve irfanı düşünen, bunları söz konusu eden bizlerin de fıtratı böyle oldu maalesef !.. Fıkhımız böyle oldu, tefsirimiz, kelamımız, vaazımız, din alimlerimiz hep bu hale geldi. Bu nedenle çarşınıın da, pazarın da öyle olacağı aşikârdır.

Maddi kuşatmalardan kurtulamayan dinden ümitlenmemiz beyhudedir. Dini taklit mercilerinin elinden kurtarmamız lazım. Dünya çapında islam’ın çehresini bu şekilde ancak değiştirebiliriz.

Kâinatın Efendisi’nin ebedi aleme intikaliyle sönmeyen , bizim din adamlarımızın ölümüyle ölmeyecektir islâm. Zira bu gün Asya’dan Avrupa’nın en uç noktasına kadar yayılan İslâm, yeryüzünde yeni bir risalet, yeni çehreler, yeni bir vahiy gibi yeniden canlanıyor ve taze kan katıyor yeni bedenlere.

Günümüzde her açıdan umutsuzluğun, karamsarlığın ve zayıflığın hakimiyeti dillerde dolaşıyor. İslâm’ı yok etmek için dünya güçleri; hiçbir zaman bu günkü kadar birlik olmamış, İslâm’ı bu derece tehlikeli görmemiş ve islâm’a karşı bu kadar tuzak kurmamıştır.

Ancak buna rağmen, bu tehlikenin kendisi insanı umutlandırıyor. Şayet dünya coğrafyasında gözle görülür bir islamî hareket var olmasaydı, düşman bu tehlikeyi hissetmezdi.

Daha önce de Çin’de ve diğer ülkelerde milyonlarca Müslüman yaşıyordu. Bir azınlık olarak yaşıyorlardı ki diğer azınlıklar gibi geri kalmışlardı ve ölü sayılırlardı. Ancak şimdi gerçek anlamda varlıklarını hissettiriyorlar. İşte bu nedenle de yeryüzü coğrafyasında bir tehlike olarak algılanıyorlar. Doğu Türkistan’da yapılan işkenceler, duydukları acı kaygıların sonucudur. Bu nedenle tek başına bu telakki dahi, umudun ve imanın göstergesidir.

Din hiç kimsenin tekelinde olmadığı gibi, dinin sahibi, zenginler, politikacılar, aristokratlar, lafızlar, ünvanlar, lakaplar da değildir. Yegane sahibi Allah olan bu dinin ayakta durması, geleneksiz, göreneksiz, usulsüz, aristokrat olmayan, teşrifatsız, makamsız, mevkisiz, abasız, cübbesiz; fedakâr, ihlas , samimiyet ve gönül ehli insanların gayretlerine bağlıdır.

Bugün dünya çapında bir iddia sahibidir İslâm İdeolojisi. Uygulamada da bu doğrultuda insan yetiştirebileceğini göstermiştir. İnsanı diğer ideolojilerin ulaştığı seviyeden çok daha öteye, en mükemmel bir şekilde gerçekten daha ileri götürebileceğini ortaya koymuştur.

Ne insanı maddeye esir eden kapitalizme, ne insanı insana mahkum eden komünizme, ne bireyselliğe, ne faşizme, ne tek tipliliğe ve irticaya mübtela etmeden , bütün eksikliklerini ortadan kaldırarak bütün insanlığın peşinde olduğu felah ve kurtuluşa kavuşturmuştur islâm..

Bu Makale defa okundu.

 



Bu Makaleye Yapılan Yorumlar (-1)

Tüm Yorumlar

KAZIM ÇETİNKAYA

 
Paylaş  
İSKENDER KORKUT
Seki Deniz Seki…
KAZIM ÇETİNKAYA
MİDESİNİ NEREDEN BESLİYORSA DÜŞÜNCESİNİ DE ORADAN ALIYOR
BAYKAN SARIKAYA
KIYAFETLE KIYAMET YAŞATMAK İSTEDİLER
MUSTAFA IŞILDAK
ANKARA ADIYAMANLILAR VAKFI ETKİNLİĞİNDEN…

 
 
 
 
 
Trafik Kazaları
Yerel
Asayiş
Kültür Ve Sanat
İlçelerimiz
Özel Haber
Günün Haberi
Eğitim
Sağlık
Son Dakika
Politika
Spor
Gundem
Yaşam

 Adıyaman Haber |Gölbaşı Haber |Kahta Haber|Besni Haber|Gerger Haber|Samsat Haber|Adıyaman Resimleri|Yazarlar
SİTEMİZDE YAYINLANAN KÖŞE YAZILARINDAN VE YORUMLARDAN YAZARLAR VE YORUMCULAR SORUMLUDUR SİTEMİZ HİÇ BİR ŞEKİLDE SORUMLULUK KABUL ETMEMEKTEDİR
SİTEMİZ BASIN-YAYIN AHLAK VE İLKELERİNE UYMAYI TAAHÜT EDER
haberinrotasi.com Copyright © 2011 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilemeden Yayınlanamaz. birajans.biz