18 Agustos 2019
ara

İKTİDARA, ŞÖHRETE VE MAKAMA TAPMAK

22.7.2019

Kapitalizmin tüm kavram ve kurumlarıyla tahakküm altına aldığı bir toplumda, sekülerizmin tartışmaya dahi konu edilmediği ve dokunulmaz kılındığı bir ülkede yaşıyoruz.

İçerisinde bulunduğumuz dönem, insanlık tarihinde eşi, benzeri az görülen, zulmün, işkencenin, adaletsizliğin, yeni toplama kamplarının sıradanlaştığı bir dönemdir. Teknik/endüstriyel uygarlık gelişip güçlendikçe, yıkım araçları, vahşet, kıyım, zulüm, katliam da o ölçüde gelişip güçlenmekte ve yayılmaktadır.

Bugün bütün bir insanlık küresel bir aldatmaca, küresel bir ikiyüzlülük, küresel bir açgözlülük karşısında bulunmaktadır.

Müslümanlar özellikle tarihin son 200 yılı içinde ötekileştirilmişler, yalnızlaştırılmışlar, sessizleştirilmişler ve sadece istatistik konusu haline getirilmişlerdir.

İslâm coğrafyasında yaşayan İslam dünyası toplumlarının hepsinin çak hayatî, çok derinlikli yapısal sorunları var. Bu sorunlar çözümlenmedikçe, huzur bulamayacaklardır.

Bu sorunların hep dışarıdan kaynaklandığına ilişkin bir yanıt üretiriz. Ve bu bizi rahatlatır. Sorunların kendi zaaflarımızdan kaynaklanabileceğine ilişkin hiçbir değerlendirme yapmayız. Çünkü bu bize ağır gelir. Kendi zaaflarımızla yüzleşmeyi istemeyiz.

Bugün karşı karşıya bulunduğumuz sorunlar, islâm’a yönelik ya da Müslümanlara yönelik dışarıdan yapılan saldırılardan çok, İslam’ın içeriden maruz kaldığı saldırılarla yakından ilgilidir. Ve ne yazık ki bugün ne düşünce hayatımız ne kültür hayatımız içeriden yapılan saldırılarla ilgili hiçbir çözümleme yapma iradesi ortaya koyamıyor.

Kitab-ı Kerim’in kullandığı metodu , dili, yaklaşımı kullanmıyoruz. Kitab-ı Kerim: “Ey insanlar” diye hitap ediyor. Biz ise parçalara sesleniyoruz. Yani ey Türkler, ey Kürtler, ey Araplar, ey Farslar, ey Şiîler, ey Sünniler diye hitap ediyoruz. Apaçık bir sapmayla bir inhiraf içerisindeyiz. Ama bunu fark etmiyoruz ve bu sapmayı kutsallaştırıyoruz.

Hepimiz bir şekilde sözde Kur’an okuyoruz. Ancak okuduğumuz metnin neden ailemizde, toplumlarımızda belirleyici bir referans ve meşruiyet kaynağı olmadığını sormuyoruz, sorma ihtiyacı duymuyoruz.

Her şey söylem düzeyinde kalıyor. Her şey soyut bir düzlemde kalıyor. İslâmî temellerin, Kur’anî temellerin düşüncelerimiz, pratik hayatımız üzerinde dönüştürücü etkileri yok. Modernlikle gelenek arasında sıkışıp kaldığımız için çok büyük bir zihinsel bunalım, edilgenlik, karmaşa, belirsizlik yaşıyoruz.

Bütün beşeriyete gönderilen Kur’an sadece bilgi almak için değil, bilgi biriktirmek için değil, bilgi gösterisi yapmak için değil, ansiklopedik bilgilerimizi çoğaltmak için değil, bilim/zaman/mekan tarafından onaylanmak için değil, Kur’an-ı Kerim’in nasıl bir insan, nasıl bir toplum, nasıl bir aile, nasıl bir dünya, nasıl bir insanlık, nasıl bir medeniyet, nasıl bir kültür oluşturmak istediğine dair toplam bir varoluş anlamına ulaşmak üzere, bütün bunların hayatımızda karşılık bulmasını sağlayabilecek bir sorumluluk duygusu içerisinde okunması gerekir.

Herkes Kur’an okuyor. Kur’an Kursları, Kur’an okulları, Kur’an hareketleri, Kur’an halkaları vs. vs. Ama tüm bu çabalara rağmen Kur’an referans kaynağı değil. Burada bir çelişki yok mu? Kur’an’ın ruhuna, vizyonuna, müktesebatına, nasıl bir toplum, nasıl bir insanlık istediğine ilişkin bir çözümleme yapmadıkça , sonsuza kadar okusak da bize hiçbir katkısı olmayacaktır.

Ümmet, ümmet diye dilimize pelesenk ettiğimiz ümmet neden bugün bir “gerçekliğin” adı değildir. Ümmet neden kitaplarda okuduğumuz bir şeydir sadece? Neden dünya çapında “bu adam ne düşünüyor, ne söylüyor? denilen bir Müslüman düşünür, filozof yok? Neden bugünün dünyasına 21. Yüzyılın dünyasına bir önerimiz yok?

Ortada somut bir şey var; artık insanlar iktidara, paraya, şöhrete ve makama tapınıyorlar. Bunun için her türlü ödünü veriyorlar.

İslâmî bütünlüğün kaybıyla birlikte, maneviyatçılık, gelenekçilik, görenekçilik, muhafazakârlık, sağcılık, vatancılık, menkıbecilik, Hamaset/Batınîlik bir din gibi algılanmaya başladı. Dinî hayatta bir yanda katı kurallar fetişizmi yaşanırken, bir diğer tarafta da korkunç kuralsızlıklar ve keyfilikler yaşanıyor. Cemaatler, vakıflar, dinî

duygular temelinde kitleleri sömürgeleştirebiliyor. Kitleler millilleştirilmiş bir din algısıyla özdeşleşebiliyor. Vesselam!

Bu Makale defa okundu.

 



Bu Makaleye Yapılan Yorumlar (-1)

Tüm Yorumlar

KAZIM ÇETİNKAYA

 
Paylaş  
İSKENDER KORKUT
Seki Deniz Seki…
KAZIM ÇETİNKAYA
BİD’AT VE HURAFELERLE DOLDURULAN İSLÂM
BAYKAN SARIKAYA
KIYAFETLE KIYAMET YAŞATMAK İSTEDİLER
MUSTAFA IŞILDAK
ELAZIĞ-MALATYA-ADIYAMAN-TORBALI (2)

 
 
 
 
 
Trafik Kazaları
Yerel
Asayiş
Kültür Ve Sanat
İlçelerimiz
Özel Haber
Günün Haberi
Eğitim
Sağlık
Son Dakika
Politika
Spor
Gundem
Yaşam

 Adıyaman Haber |Gölbaşı Haber |Kahta Haber|Besni Haber|Gerger Haber|Samsat Haber|Adıyaman Resimleri|Yazarlar
SİTEMİZDE YAYINLANAN KÖŞE YAZILARINDAN VE YORUMLARDAN YAZARLAR VE YORUMCULAR SORUMLUDUR SİTEMİZ HİÇ BİR ŞEKİLDE SORUMLULUK KABUL ETMEMEKTEDİR
SİTEMİZ BASIN-YAYIN AHLAK VE İLKELERİNE UYMAYI TAAHÜT EDER
haberinrotasi.com Copyright © 2011 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilemeden Yayınlanamaz. birajans.biz