23 Temmuz 2019
ara

MERHAMETSİZLİK YUVA YAPTI RUHLARIMIZA

28.4.2019

Kara karganın zevki çoşar lapa lapa lapa yağan kış mevsiminde yağan karlardan. Çünkü onu iyi koruyordu sırtındaki sağlam tüyler…Bedenine nüfuz etmeden kalın tüylerinin üzerinden akıp gidiyordu soğuklar… Bu yüzden ötmesini sürdürüyordu konduğu ağacın tepesinden çevreyi seyrederken…

Lapa lapa yağan karın ahengine katılarak, şarkı söylüyordu; “yağ yağ, konduğum dala çıkıncaya kadar yağ !”

Oysa aynı ağaçta kendisinden aşağıdaki dalda tir tir titreyen, derin derin inleyen zavallı serçe sızlanıyordu: “Yağma, yağma ! Zayıflar var, zavallılar var ! Aç kalanlar var, açıkta olanlar var!”

Hiç aldırış etmiyordu serçenin sızlanışına…Titremesine hiç mi hiç aldırış etmeden yine devam ediyordu seslenmeye merhametsiz karga lapa lapa yağan kara:

“Yağ yağ, konduğum dala çıkıncaya kadar yağ!”

Herkesin Rabbi, her kesimin yaratıcısı ve yaşatıcısı olan Yüce Mevla razı olmadı karakarganın sadece kendini düşünüp, zayıfları, garipleri hesaba katmayışına…

Zayıfların, düşkünlerin, açların, açıktakilerin halini düşündürmek istediğinden ona musallat etti yaramaz bir çocuğu… Karganın dalında bağıra bağıra öttüğü ağacın dibine gelerek yukarı doğru tırmanmaya başladı çocuk…

Ağacın dalında lapa lapa yağan karın sevinciyle dans eden karga yine bağırmaya başlayınca, aşağıdan elini uzatarak yakalamaya çalıştı karganın kuyruğundan… Kurtulmak için çırpınan kargada ne tüy kaldı ne de telek…

Tüyünü de kuyruğunu da çocuğun elinde bırakarak güç bela, binbir zorlukla karşı binanın çatısına konabildi karakarga…

Artık bin bela başındaydı. Yağan karlar çıplak vücuduna yağıyor, düşünmediği zayıfların, güçsüzlerin, garip gurebanın halini bizzat yaşıyordu.

Etme bulma dünyasıydı. İşte bundan sonra ötüşünün ahengini değiştiren karganın cılız sesi garip garip duyulur. Yalvararak seslenir lapa lapa yağan kara:

-“Yağma , yağma! Ne olursun yağma! Açık var , çıplak var!”

Ama ne yazık ki isteği hemen yerine gelmedi bencil karganın…Tecelli etmişti İlâhî adalet ! Bir müddet devam etti yağış . Böylece karga da önceden hiç düşünmediği zayıfların hayatını, sıkıntısını sürdürdü. Ne kadar duygusuz, ne kadar merhametsiz ve bencil olduğunu hisseder ve alır dersini vicdansız karga!

Varlıklı iken düşünmeliydik yoksulun halini. Kaybolmamalıydık kendi bencilliğimizde. Merhamet hissini ruhumuza yerleştiren “merhametlilerin en merhametlisi” nin rahmetinin dolaylı veya dolaysız olarak bize ulaşmasını beklemek zorundayız.

Öyle ya O, birilerini vesile yapmak istemezse, açıktakilere, zayıflara yardım etmek için hangimiz kılımızı kıpırdatabiliriz?

Bize başkalarının da olduğunu, onların acılarını da hissetmeyi ve onlar için de elimizi taşın altına koymamız gerektiğini hatırlatan şey bu: Merhamet.

Merhamet kuru bir acıma duygusu değil, yardım edilmek istenen her kim veya neyse, onun neler yapılabileceğini düşünüp tez vakitte harekete geçmek demek. Zor durumdakiler için güçlü olmaya gayret edip onlara yumuşaklıkla eğilmek demek. En azından bunları gönülden dilemek demek.

Topunu kaybetmiş ağlamaklı bir çocuğun başını okşamak merhamet demektir. Çevremize merhamet tohumları ekip onları yeşertmek ve bu yüce duygunun gücünü tüm yeryüzüne yaymaya çalışmak biz insanlara düşen görev olsa gerek. Böylelikle, olduklarından çok daha iyi olabilir insanlar ve olduğundan çok daha yaşanılası bir yer olabilir dünya.

Keşke merhametsizliğin yuva yaptığı ruhlara umumi bir temizlik yapabilseydik. Keşke merhametsiz ruhlar arıtma tesislerinden geçirilerek, tortu, kir ve pas muadili kabul edebileceğimiz acımasızlık, düşüncesizlik, bencillik gibi bütün kötülükler çöpe atılabilseydi. Özde, hep şefkatli, sevgi dolu, yufka yürekli insanlar kalabilseydi.

Keşke içi dışı bir olan insanlar olabilseydik. Keşke tüm saflığı, duruluğu ve temizliğiyle kendini zerre kadar saklama ihtiyacı duymayan su gibi açık, berrak olabilseydi bütün insanlar.

Keşke her güne bir kutlama kılıfı hazırlayanlar senede bir günü de “Dünya Merhamet Günü” ilan etselerdi . Ve o gün bütün insanlar birbirlerine menfaatsiz ve şartsız sonuna kadar açsalardı yüreklerini.

Keşke insanı insan yapan değerlerden uzaklaşmamak adına merhametimizi gerektiği yer ve zamanda cömertçe kullanabilseydik.

Aç ve açıkta olana gücümüz ölçüsünde yardım eli uzatabilseydik. Başta yaşlı ve çocuklara sevgi ve saygımızı gösterebilseydik, yastığa başımızı koyduğumuzda vicdanımız rahatsa, o zaman ne mutlu bize ki “biz insanız” diyebilseydik.

Bu Makale defa okundu.

 



Bu Makaleye Yapılan Yorumlar (-1)

Tüm Yorumlar

KAZIM ÇETİNKAYA

 
Paylaş  
İSKENDER KORKUT
Seki Deniz Seki…
KAZIM ÇETİNKAYA
İKTİDARA, ŞÖHRETE VE MAKAMA TAPMAK
BAYKAN SARIKAYA
KIYAFETLE KIYAMET YAŞATMAK İSTEDİLER
MUSTAFA IŞILDAK
BİR EKMEK PARASINA BİR GÜN SİGORTA

 
 
 
 
 
Trafik Kazaları
Yerel
Asayiş
Kültür Ve Sanat
İlçelerimiz
Özel Haber
Günün Haberi
Eğitim
Sağlık
Son Dakika
Politika
Spor
Gundem
Yaşam

 Adıyaman Haber |Gölbaşı Haber |Kahta Haber|Besni Haber|Gerger Haber|Samsat Haber|Adıyaman Resimleri|Yazarlar
SİTEMİZDE YAYINLANAN KÖŞE YAZILARINDAN VE YORUMLARDAN YAZARLAR VE YORUMCULAR SORUMLUDUR SİTEMİZ HİÇ BİR ŞEKİLDE SORUMLULUK KABUL ETMEMEKTEDİR
SİTEMİZ BASIN-YAYIN AHLAK VE İLKELERİNE UYMAYI TAAHÜT EDER
haberinrotasi.com Copyright © 2011 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilemeden Yayınlanamaz. birajans.biz