18 Agustos 2018
ara

EĞİTİMDE KISIR DÖNGÜ BURAYA KADAR

5.8.2018

Hepimizin, olur olmaz yerde, bilgili ya da bilgisizce en çok görüş beyan ettiği dallardan biridir eğitim sistemimiz…

Herkes görüş beyan eder etmesine de, görüş beyan edenlerin bu kadar bol olduğu alanda her geçen gün çağın bir adım daha gerisine düştüğümüzde kimse tatmin edici izah edemez…

Bizim okuduğumuz 70’li yılların sosyal ortamı ve politik çekişmeleri arasında kaldırılan sınavlar, kolaylaştırılan sınıf geçmelerin sonucunu, 90’lı yıllarda sağır sultan’lar duydu ama, iş işten geçer gibi olmuştu bir kere!

Neredeyse sınıfta kalmanın imkânsız hale geldiği, öğrencinin öğretmene puan verdiği, veli’nin öğretmenin başarı seviyesini belirlediği, öğrenciye dayalı olduğundan öğretmenin hakimiyetinin kaybolduğu bir ortamda hangi kaliteden, hangi çağdaş eğitim’den bahsedilebilir ki?

Her bir eğitim sendikasının farklı siyaset ve politikaların arka bahçesi olduğu, makam, mevki, koltuk rantlarının sendikalar yoluyla sağlandığı ve “eğitim ordusu “ olan öğretmen ve idarecilerin sendikaların oyuncağı olduğu bir eğitim sisteminde başarı beklentisi ne kadar mümkün olabilir ki?

Ağustos ayının başında açıklanan son lise yerleştirme sınavında ve ÖSYM sınavındaki başarısızlık, yetkilileri aileleri ve öğrencileri bu kadar şaşkına çevirmişse gerisini siz düşünün!.

Öğrenciler, veliler ve öğretmenler büyük bir şaşkınlık içindeler! Hiçbir kesimde memnuniyet yok. Ve karizma yerlerde sürünüyor!

Eskiden sınav sonuçları bu şekilde başarısız olduğunda hemen ya Bakan, ya müsteşar veya bir başka yetkili çıkar “okulların neredeyse tamamında Fen, dil, müzik ve resim laboratuarları olmadığını söylerdi

Ve yine hiçbir okulda doğru dürüst kütüphane bulunmadığını, olanların da öğrencilerin kullanımına açılmadığını, sınıf mevcutlarının çoğu yerlerde 60 kişiyi aştığını vs…söyleyip vaziyeti kurtarırlardı.

Peki birkaç yıldan beri sıralanan söylemlere bakalım: “ sınıflar 25-35 kişiden fazla olmayacak.. Bunun için okullara semt dışındaki öğrencilerin alınmaması sağlanacak.

Eğer sınıflar kalabalıksa, semt dışından gelen öğrencilere ikâmetgâh senedi veren muhtarla, o öğrenciyi kaydeden okul müdürü hakkında soruşturma açılacak.

Her okulda laboratuarlar kullanılır vaziyette açık tutulacak. Okullar tüm gün eğitim veren kurumlar halini alacak. Öğrencinin dersi evde değil, derste öğrenmesi için son iki saat de etüde ayrılacak…vs..”

Bütün bu fizikî şartlar ve ortamlar sağlandığı halde, en lüks binalarda eğitim sürdürüldüğü halde, bilgisayar’lı, son model laboratuarlarda, akıllı tahtalı sistemlerle de yapılan eğitim neden başarılı olamadı?

Sınıfta kalma sistemi tekrar neden uygulanmaz? Her türlü siyasi mülahazalardan uzak bir eğitim sistemi uygulanmadığı sürece geriye gidişin önüne geçmek de biraz zor…

Türkiye’nin bu gün yaşadığı tüm sorunların kökenine inerseniz eğitimsizlik veya yanlış, yetersiz eğitimi görürsünüz…

Mesele; ülkeyi bu açmaza getiren siyasiler kadar, bu siyasileri yetiştiren eğitim sistemi değil mi? Hakkını aramayı, tepki göstermeyi bilmeyen, her şeye “Eyvallah” demeyi alışkanlık haline getiren zihniyetle bu iş nasıl başarılacak?

Dil bilmeyen, Batı’yı tanımayan, çalışmadan, alın teri dökmeden, zahmete girmeden, kolay köşeyi dönmeyi hedefleyen…Okumayı sevmeyen, yazmayan, kültür yarışında Batı’dan fersah fersah geride kalan Türkiye’yi bu noktaya kim getirdi? Yanlış ve eksik eğitim sistemi değil mi.?

Yıllarca okullarda amip’in üremesini ezberleten zihniyet, bu ülkenin bir amip kadar bile büyümemesine neden olmadı mı?

Yıllarca solucan’ın sindirim sistemini körpe beyinlere sokturan sistem, sindirilmiş bu toplumun doğmasına yol açmadı mı?

Yıllar yılı devam eden bu kısır döngüyü neyle ve nasıl kıracağız peki?

Hiç okumayan ve okuma aşkını, sevdasını aşılamayan Nuh Nebi’den kalma bilgilerle 21. Yüzyılın neslini yetiştirmeye çalışan öğretmenlerle mi?

Araştırma yapabilmek için maddi destek bulamayan akademisyenlerle mi? Kendi adamlarının pozisyonuna uygun şartlarda üniversitelerde yarım saatliğine kadro açıp, kapatan zihniyetle mi? Siyasilerin elinde yap-boz tahtası haline dönüşen eğitim sistemiyle mi?

Her seçim dönemi öncesinde bir sınavı kaldıran…Sınıfta kalmayı giderek imkânsız hâle getirenler ve öğretmeni öğrenciye maskara yapanlar… Bu ve daha bir çok sorulara cevap verebilirler mi acaba?

NOT: iki yıldan beri ilimizde görev yapan Milli Eğitim Müdürü sayın Mete Kızılkaya’nın Hayat boyu öğrenim Daire Başkanlığına atandığını öğrendim. İlimiz eğitimine verdiği emeklerden dolayı kendisine şükranlarımı sunar, bundan sonraki çalışmalarında ve yaşamında başarılar dilerim.

Bu Makale defa okundu.

 



Bu Makaleye Yapılan Yorumlar (-1)

Tüm Yorumlar

KAZIM ÇETİNKAYA

 
Paylaş  
İSKENDER KORKUT
Seki Deniz Seki…
KAZIM ÇETİNKAYA
EĞİTİMDE KISIR DÖNGÜ BURAYA KADAR
BAYKAN SARIKAYA
KIYAFETLE KIYAMET YAŞATMAK İSTEDİLER
MUSTAFA IŞILDAK
65 YAŞINDAKİ HUKUK ÖĞRENCİSİNİN YILLIĞINDAN

 
 
 
 
 
Trafik Kazaları
Yerel
Asayiş
Kültür Ve Sanat
İlçelerimiz
Özel Haber
Günün Haberi
Eğitim
Sağlık
Son Dakika
Politika
Spor
Gundem
Yaşam

 Adıyaman Haber |Gölbaşı Haber |Kahta Haber|Besni Haber|Gerger Haber|Samsat Haber|Adıyaman Resimleri|Yazarlar
SİTEMİZDE YAYINLANAN KÖŞE YAZILARINDAN VE YORUMLARDAN YAZARLAR VE YORUMCULAR SORUMLUDUR SİTEMİZ HİÇ BİR ŞEKİLDE SORUMLULUK KABUL ETMEMEKTEDİR
SİTEMİZ BASIN-YAYIN AHLAK VE İLKELERİNE UYMAYI TAAHÜT EDER
haberinrotasi.com Copyright © 2011 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilemeden Yayınlanamaz. birajans.biz