21 Mayis 2018
ara

VAKIF MEDENİYETİ VE HAYIRSEVERLİK

7.5.2018

Günümüzde bir toplumdaki bireylerin hayır yapmakta yarışması, bu günkü insanımızın ölçüleriyle çok şaşırtıcı görünmektedir. Bu nedenle günümüzde insanların vakıf kurmasını bazı maddi menfaat ve çıkarlara dayandırma temayülü oldukça yaygıdır..

Belki belli ölçülerde bu hususların da vakıf yapmada rolü vardır. Fakat insanları vakıf kurmaya yönlendiren esas etken, yani motive eden unsur, inançtır, dindir.

İslam dini ve yaşadığımız geleneklerimiz, örf ve adetlerimiz, bireyleri toplum için bir şeyler yapmaya, fedakârlık yapmaya özendirmiştir.

İslam inancına göre Yüce Yaratan’ın rızasını kazanmak her şeyden önce gelir. Bu da ekseriyetle kişinin çevresindekilere iyilik yapmasıyla, hayır hasenat işlemesiyle mümkündür.

İnanan insanın hayır yapmasının Müslümanlar için ne derece önemli olduğu, İlâhî mesaj Kur’an’da ve Peygamber efendimizin hadislerinde özellikle vurgulanmıştır.

Bu nedenle malını mülkünü toplum yararına vakfeden veya insanların istifade edeceği bir eser yaptıran kişi Allah rızasını kazanmasının ötesinde bu dünya için elde edeceği tek şey, isminin yaptırdığı eserle anılmasıdır .Bu duygu elbette ona önemli manevi haz vermektedir.

Osmanlı sosyal düzeni, fazla sefahate ve para harcamaya müsait değildi. Bununla beraber vakıf yaptıran kimsenin toplumda saygı ve itibar görmesi de teşvik edici bir faktör olarak rol oynamıştır.

Ama yine de insanları hayır yaptırmaya sevk eden temel neden dinden kaynaklanan fedakârlık ve diğergamlık ahlakı olduğunu vurgulamalıyız.

“Allah komşuya beş versin, bana üç versin” deyimiyle güzel bir şekilde ifade edilen, ahlak anlayışı kişinin kendini değil, çevresini düşünen bir anlayıştır.

Aklın ve mantığın ürünü olan egoist ahlak anlayışının hüküm sürdüğü toplumlarda bireylerin vakıf kurmalarını beklemek suya yazı yazmak kadar beyhude olur.

Belki bu düzen içerisinde de bir takım vakıflar kurulabilse bile, bunların çoğunluğu reklâm, bir kesim kimselere şirin görünme gibi tamamen egoist bir temele dayanacaktır. Bunlarda karşılık beklemeden, Allah rızasını kazanmak için bir duygu olmayacaktır.

Osmanlı sistemi içerisinde vakıfların idarî ve mali muhtariyetleri vardır. Bir arazinin veya gayri menkulün vakfedilebilmesi için mülk olması şarttır.

Kişiler sahip oldukları arazi, ve malları vekfedebilirler. Yani kanunun yararlanabilmesi için şartlarını kendileri tayin ederek bağışlayabilirler.

Bir cami, medrese veya kütüphane binası yaptırmak vakıf yapmak değildir. Yapılan binanın yüzyıllarca yaşaması için tedbir almak, fonksiyonunu sürdürmek için gelir bırakmak da gerekmektedir.

Her sorun ve sıkıntısını mütevelli heyetleri tarafından çözümlenen vakıflar, tarihimizde en istikrarlı müesseseler arasında zikredilebilir. Osmanlı Devleti’nin idarî prensipleri sayesinde bu istikrarın kazandırıldığını unutmamak gerekir.

Osmanlı idaresi, müesseselerdeki istikrara çok önem vermiş, radikal değişikliklere kolay kolay başvurmamıştır. Bu sebeple, Osmanlı devrinden çok önce kurulmuş bir çok vakıf, Osmanlı idaresi altında da yüzyıllarca fonksiyonunu devam ettirmişlerdir.

Vakıflar haftasının hayırlı yeni vakıflara ve hayırlı hizmetlere vesile olması dilek ve temennisi ile…

Bu Makale defa okundu.

 



Bu Makaleye Yapılan Yorumlar (-1)

Tüm Yorumlar

KAZIM ÇETİNKAYA

 
Paylaş  
İSKENDER KORKUT
Seki Deniz Seki…
KAZIM ÇETİNKAYA
ADIYAMAN TEFECİLER CENNETİ
BAYKAN SARIKAYA
KIYAFETLE KIYAMET YAŞATMAK İSTEDİLER
MUSTAFA IŞILDAK
HAYMANA VE KAPLICALARI

 
 
 
 
 
Trafik Kazaları
Yerel
Asayiş
Kültür Ve Sanat
İlçelerimiz
Özel Haber
Günün Haberi
Eğitim
Sağlık
Son Dakika
Politika
Spor
Gundem
Yaşam

 Adıyaman Haber |Gölbaşı Haber |Kahta Haber|Besni Haber|Gerger Haber|Samsat Haber|Adıyaman Resimleri|Yazarlar
SİTEMİZDE YAYINLANAN KÖŞE YAZILARINDAN VE YORUMLARDAN YAZARLAR VE YORUMCULAR SORUMLUDUR SİTEMİZ HİÇ BİR ŞEKİLDE SORUMLULUK KABUL ETMEMEKTEDİR
SİTEMİZ BASIN-YAYIN AHLAK VE İLKELERİNE UYMAYI TAAHÜT EDER
haberinrotasi.com Copyright © 2011 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilemeden Yayınlanamaz. birajans.biz